🎭 Büyüklere Hikaye - Masallar 👻 Yeniden Hayal Kurmak İçin Dinle 🎧🔊

İnsanın aniden yaşlandığı veya bunu aniden öğrendiği bir an vardır. Muhtemelen böyle anlarda panik içinde uzaklarda yok olan geçmişin son vagonunun ardından koşarsın...
G. GOSPODINOV / Zaman Sığınağı
 

Ölümün olmadığı bir yer gerçekten var olmuş olabilir mi?

Beş bin yıl önce yaşayan Sümerler böyle bir yerden bahsediyordu. Orada hastalık yoktu. Yaşlılık yoktu. Acı yoktu. Kurtlar kuzuları yemiyor, aslanlar saldırmıyordu. Ve en önemlisi... ölüm yoktu.

Üstelik Sümerler burayı yalnızca kutsal bir cennet olarak anlatmıyordu. Ona bir isim veriyorlardı.

Dilmun.

Peki Dilmun gerçekten var mıydı?

Bu videoda Sümer tabletlerinde geçen Dilmun anlatılarını, ticaret kayıtlarını, arkeolojik keşifleri ve modern araştırmacıların ortaya koyduğu teorileri inceliyoruz. Çünkü ortada oldukça büyük bir çelişki bulunuyor. Bir tarafta ölümün olmadığı kusursuz bir dünya anlatılıyor, diğer tarafta ise gemilerin gidip geldiği gerçek bir ticaret merkezi karşımıza çıkıyor.

Araştırmacılara göre Dilmun büyük ihtimalle günümüzdeki Bahreyn bölgesiydi. Ancak burada da yeni bir sorun ortaya çıkıyor. Ölümün olmadığı söylenen yer, binlerce mezarla dolu bir bölge olarak karşımıza çıkıyor.

Peki yanlış olan ne?

Sümerler mi?

Araştırmacılar mı?

Yoksa bugün gözden kaçırdığımız başka bir şey mi var?
 
Cesur ol fakat kimseyi cesaretinle tehdit etme!
Bu iyilik ve bilgeliğe giden kadim yoldur...
Şimdi ne oluyor peki?
Herkes "tehdit eden" olmak istiyor...
Sadece başkalarını tehdit edebilenler cesur sayılıyor.
Rezillik!
 

Tanrı mutlak iyiyse kötülük neden var? İnsan neden acı çeker? Eğer evrenin ardında sonsuz merhamet ve sonsuz güç sahibi bir yaratıcı varsa, dünyadaki savaşları, felaketleri, adaletsizlikleri ve masum insanların yaşadığı acıları nasıl açıklayabiliriz?
Bu bölümde Erhan Kolbaşı ile birlikte insanlık tarihinin en eski ve en derin sorularından birini ele alıyoruz. Kötülüğün kökeni, özgür irade, ruhsal gelişim, vicdan, tekâmül yasaları ve şeytan kavramı üzerine ezber bozan açıklamalar sizleri bekliyor.
Kötülük gerçekten bağımsız bir güç mü, yoksa insanın gelişimi için gerekli olan bir mekanizmanın parçası mı? Acılar, krizler ve zorluklar neden hayatımızın ayrılmaz bir parçası olarak karşımıza çıkıyor? İnsan gerçekten özgür mü, yoksa görünmeyen yasalar tarafından mı yönlendiriliyor?
Bu videoda iyilik ve kötülüğün kadim sırrını, insanlığın karşı karşıya olduğu ruhsal sınavları ve varoluşun arkasındaki büyük sistemi farklı bir bakış açısıyla değerlendireceğiz.



Kötülük neden var? Masum insanlar neden acı çekiyor? Tanrı geleceği biliyorsa özgür irade gerçekten var mı?
İnsanlık tarihinin en eski ve en zor sorularından biriyle yüzleşiyoruz. Erhan Kolbaşı bu videoda kader, özgür irade, karma, tekâmül, vicdan, iyilik ve kötülük kavramlarını ele alırken, hayatın görünen yüzünün ötesindeki anlamı açıklıyor.
İnsan gerçekten seçimlerinde özgür mü? Toplum insanı bozar mı, yoksa insan kendi zaaflarından mı yenilir? Şeytan bir sembol mü yoksa evrende işleyen daha büyük bir sistemin parçası mı? Kötülük olmadan iyiliği anlayabilir miyiz? Masumların yaşadığı acılar nasıl açıklanabilir?
Bu videoda yalnızca felsefi değil, aynı zamanda spiritüel ve metafizik açıdan da insanlığın yüzyıllardır cevap aradığı sorulara farklı bir perspektiften bakıyoruz. Kader ve özgür irade arasındaki ilişkiyi, kötülüğün varoluştaki yerini, vicdanın kaynağını ve insanın kendi iç dünyasıyla verdiği mücadeleyi derinlemesine inceliyoruz.
 
Ne demiş?
"Mahallede bir deli var, her gün önüme çıkıp bir şeyler soruyor.
Bugün de 'Madem keseceğiz, tırnaklarımız neden uzuyor?' diye sordu.
'Koli bandının başını bulmak için' dedim.
'Sende de var bir şeyler' dedi."
(Sanal medyadan)
 

Ruhlar Dünyaya Gelmeden Önce Ne Gördü? | Bezm-i Elest'in Gizemi

Ruhlar gerçekten dünyaya gelmeden önce bir şeye tanıklık etti mi?
İnsanlık tarihinin en eski ve en gizemli fikirlerinden biri tam olarak bunu söylüyor olabilir. Çünkü dünyanın farklı köşelerinde yaşayan insanlar, birbirlerini hiç tanımamalarına rağmen şaşırtıcı derecede benzer bir hikâye anlatıyordu. Bir zamanlar bir bütünlük vardı. Sonra bir ayrılık yaşandı. Ve ardından gelen büyük unutuş…

İslam'da Bezm-i Elest olarak bilinen anlatıya göre, ruhlar henüz dünyaya gelmeden önce bir araya getirildi ve onlara tek bir soru soruldu: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Bütün ruhlar aynı cevabı verdi: "Evet. Şahit olduk."
Peki ama neye şahit oldular?

Ve eğer gerçekten bir şeye tanıklık ettilerse… neden hatırlamıyoruz?
Bu videoda yalnızca İslam'daki Bezm-i Elest anlatısını değil; Platon'un hatırlama öğretisini, Kabala'nın ruh anlayışını, Tibet'in eski metinlerini ve farklı medeniyetlerde tekrar eden "unutulmuş bilgi" fikrini araştırıyoruz. Çünkü ortada oldukça ilginç bir durum var: Birbirinden binlerce kilometre uzakta yaşamış toplumlar, insanın dünyaya gelmeden önce bir şeye daha yakın olduğunu söylüyor gibiydi.

Belki bunların hepsi yalnızca semboldü.
Belki insan zihni aynı sorulara benzer cevaplar üretiyor.
Ya da belki…
İnsanın içinde gerçekten silinmemiş bir iz var.
Peki yanlış olan ne?
Bu anlatılar ortak bir insan deneyiminin ürünü mü?
Yoksa insanlık gerçekten unuttuğu bir şeyi hatırlamaya mı çalışıyor?
Ve belki de en büyük soru şu:
Neden bazen hiç gitmediğimiz bir yeri özlüyoruz?

Bu videoda:
• Bezm-i Elest'in ne olduğunu
• Araf Suresi 172. ayetin nasıl yorumlandığını
• Ruhların dünyaya gelmeden önceki varlığı fikrini
• Platon'un "hatırlama" öğretisini
• Kabala ve Tibet geleneklerindeki benzer anlatıları
• Fıtrat ve unutma kavramlarını
• İnsanın içindeki açıklanamayan özlem duygusunu
• Farklı medeniyetlerin neden benzer hikâyeler anlattığını araştırıyoruz.
 
Hayatım bu kadar hızlı akıp giderken, aslında onu yaşamadığım düşüncesine katlanamıyorum...

E.HEMINGWAY / Güneş de Doğar
 

Bu videoda Elif Ergöz ile birlikte son dönemin en çok konuşulan konularından biri olan UFO ifşası, Disclosure Day filmi, Pentagon açıklamaları ve dünya dışı yaşam iddialarını ele alıyoruz.

Pentagon'un UAP raporları, NASA'nın çalışmaları, Kongre oturumları ve artan UFO tartışmaları gerçekten büyük bir açıklamanın habercisi olabilir mi? İnsanlık uzaylı gerçeğine hazırlanıyor mu, yoksa küresel ölçekte yeni bir algı süreci mi yürütülüyor?

Yapay zekâ, Galaktik Federasyon, 2037 öngörüleri ve insanlığın geleceği üzerine dikkat çekici değerlendirmelerin yer aldığı bu yayında, ifşa sürecinin dünyayı nasıl değiştirebileceğini konuşuyoruz.



Yönetmenliğini Steven Spielberg’ün üstlendiği İfşa Günü (Disclosure Day) filminin Türkçe dublajlı fragmanı yayınlandı. Emily Blunt ve Colin Firth’ün başrollerini paylaştığı film, dünya dışı varlıklara dair yıllardır saklanan sırların ifşa olmasıyla değişen dünya düzenini konu alıyor.
 
Sevdiklerimize yapılacak iyiliklerden birinin bazen onları yabancılardan değil, kendimizden (kendi sıkıntılı yanlarımızdan) korumak olduğunu ne zaman anlayacağız?
 
Görmeleri gerekeni görmüyorlar çünkü sadece kendilerini görüyorlar
Veriler ve istatistikler hiçbir zaman performanstan önemli değildir.
JOHAN CRUYFF / Benim Oyunum
 

Temmuz ayında içimizdeki çocuğu sevindirmemiz gerekiyor 👍 Şımartın içinizdeki çocuğu 🙄
 

Hakikat yolunda hepimiz birer yolcuyuz ,kimi kendisine sunulan bilgi ile tatmin olurken kimileri de benim gibi hazır cevaplara razı olmaz. Yüzlerce yıl evvel Platonun bildirdiği gibi 'dünya' benliğimizin unuttuğu bilgiyi hatırlama yeridir. Birlikte hatırlayalım..
 
Koca bir saman yığınını tutuşturmak için tek kibrit, aklı ateşe vermek için tek sözcük yeterlidir.
L. DURRELL / Monsieur ya da Karanlıklar Prensi
 

Sıcak yaz günlerinde klimaya mahkum kalmadan evinizi nasıl serin tutabilirsiniz? Bu videoda, dünyada "Whirlybird" olarak bilinen, elektrik harcamayan ve çatıdaki sıcak havayı tahliye ederek iç mekan sıcaklığını ciddi oranda düşüren gümüş başlık sistemini (dönen çatı vantilatörü) inceliyoruz.
Pek çok kişi klimasız soğutma yöntemleri ararken aslında cevabın çatılarımızdaki bu gümüş başlıklarda olduğunu bilmiyor. Whirlybird yani dönen çatı vantilatörü, çatı arasındaki birikmiş sıcak havayı tahliye ederek doğal soğutma sağlar. Bu sistem, elektriksiz soğutma arayanlar için en etkili enerji tasarrufu yöntemlerinden biridir.

Neler Öğreneceksiniz?

Whirlybird (çatı vantilatörü) sistemi nasıl çalışır?
Elektriksiz soğutma yöntemleri ile enerji tasarrufu nasıl sağlanır?
Çatı tipi havalandırma sistemleri gerçekten 20 derece fark yaratır mı?
Isı yalıtımı ve doğal soğutma için bu sistemin avantajları nelerdir?
Klima masraflarından kurtulmak ve daha sürdürülebilir bir yaşam alanı oluşturmak isteyenler için bu gümüş başlık gerçek bir kurtarıcı olabilir.



Ev serinletme yöntemleri arasında en basit ve en etkili olanı, sadece pencereleri doğru kullanarak evi 3 derece soğutmaktır. Elektrik faturası düşürme derdi olmadan, klimaya ihtiyaç duymadan evinizi nasıl serin tutabileceğinizi gösteriyorum.

Bu yöntem, klima kullanmadan ev serinletme arayışında olan herkes için pratik bir çözüm sunuyor. Yaz aylarında artan sıcaklıklarla başa çıkmak için karmaşık sistemlere veya yüksek maliyetli cihazlara gerek kalmadan, sadece hava akışını doğru yöneterek iç mekan ısısını düşürmek mümkün.

Videoda, doğru pencere açma tekniklerini uygulayarak evinizi nasıl daha konforlu hale getireceğinizi anlatıyorum. Elektrik faturası düşürme konusunda sürdürülebilir bir yöntem arıyorsanız, bu basit hava sirkülasyonu taktiği tam size göre.
 
"Gözlerimizi kapatmak bugünün hız toplumundan kaçmamıza kapı açar" gibi bir cümle kalmış aklımda...
Altına imzamı atıyorum şu an...
Modern hayat bizi "hiper uyanık" insanlar olmaya zorluyor.
Yorgunuz bu yüzden...
Çok yorgunuz...
 
Başkalarıyla birlikte üşümek, başkalarının zamanı geldiğinde sizinle birlikte üşümek isteyeceği anlamına gelmez..
ÖMER F. OYAL / Önceki Çağın Akşamüstü
 

Bu bölümde biyoenerji, bütüncül şifa, kronik hastalıklar, duyguların beden üzerindeki etkileri, epigenetik, kadim tıp, İbn Sina'nın şifa anlayışı, regresyon terapisi, hipnoz, meridyen tıbbı ve frekans terapisi üzerine dikkat çeken değerlendirmeler yer alıyor. Kurumsal yaşamdan şifacılık yolculuğuna uzanan bu hikâye, modern yaşamın insan bedeni ve zihni üzerindeki etkilerini farklı bir bakış açısıyla ele alıyor.
Hastalıkların yalnızca fiziksel nedenlerden mi kaynaklandığı, yoksa duyguların ve bilinçaltındaki yüklerin de beden üzerinde belirleyici bir rol oynayıp oynamadığı bu söyleşinin ana konularını oluşturuyor.

Biyoenerji, regresyon terapisi, hipnoz, meridyen tıbbı, frekans terapisi ve kadim şifa yöntemleri üzerinden bütüncül şifa yaklaşımı ele alınırken, kronik ağrılar, panik atak, migren, vertigo, omurga rahatsızlıkları ve duygusal yüklerin beden üzerindeki etkileri de farklı yönleriyle değerlendiriliyor.
Ayrıca İbn Sina'nın şifa anlayışı, Anadolu şifacılığı, epigenetik, beden frekansı, enerji dengesi ve kadim tıp uygulamaları üzerine dikkat çeken görüşler paylaşılırken, modern yaşamın stresinin insan sağlığı üzerindeki etkileri de kapsamlı şekilde inceleniyor.
 

Şu an aklınızdan geçen son düşünceyi gerçekten siz mi ürettiniz?

Bu soruyu okuduğunuz anda zihninizde bir şey oldu. Belki “ne demek istiyor?” dediniz, belki itiraz ettiniz, belki de içinizdeki o sessiz ses bu cümleleri okumaya devam etti. Peki o ses nereden geliyor? Düşünce gelmeden bir saniye önce onu siz mi seçtiniz? Planladınız mı? Yoksa sadece geldi mi?

Bu videoda insan zihninin en tuhaf sorularından birine yaklaşıyoruz: Kafamızdaki ses gerçekten kimin sesi? Çünkü çoğu zaman düşüncelerimizi “ben” sanıyoruz. Ama gece uyumak isterken susmayan zihin, istemediğimiz halde gelen anılar, bir anda beliren fikirler ve bazen kendi düşüncemize dışarıdan bakıp “ben bunu neden düşündüm?” dememiz bu konuyu düşündüğümüzden daha karmaşık hale getiriyor.

Peki düşünceler gerçekten bizim üretimimiz mi? Yoksa zihin, bazı düşünceleri, imgeleri ve sezgileri bir yerden alıp işleyen bir alıcı gibi mi çalışıyor? Radyo müziği üretmez; sinyali yakalar ve duyulabilir hale getirir. Eğer beyin de yalnızca üreten değil, aynı zamanda alan, süzen ve kişisel deneyime çeviren bir yapıysa, o zaman insanın iç sesi sandığımızdan çok daha derin bir soruya dönüşür.

Bu videoda kesin cevap vermiyoruz. Çünkü bilinç meselesi hâlâ insanlığın en büyük gizemlerinden biri. Ama birlikte şunu araştırıyoruz: Düşünceler nereden geliyor? İç ses neden susmuyor? Yaratıcı fikirler neden bazen zorladığımız anda değil, bıraktığımız anda geliyor? Kadim insanlar ilhamı neden dışarıdan gelen bir şey gibi gördü? Jung’un kolektif bilinçdışı fikri ne anlatıyor? Bilinç sadece beynin ürünü mü, yoksa beyin daha büyük bir farkındalık alanına açılan bir pencere olabilir mi?

Belki de asıl soru “ne düşünüyorum?” değildir.

Belki asıl soru şudur:
Bu düşünceyi fark eden kim?

Bu videoda:
• Kafamızdaki iç sesin gerçekten ne olduğunu
• Düşüncelerin neden bazen istemeden geldiğini
• Zihne “sus” dediğimizde neden susmadığını
• İstenmeyen düşüncelerin nasıl ortaya çıktığını
• Beynin düşünceyi üreten mi yoksa yakalayan mı olabileceğini
• Radyo benzetmesi üzerinden bilinç ve zihin ilişkisini
• Yaratıcı fikirlerin neden bir anda zihne düştüğünü
• Bilinçdışı işleme fikrini
• Kadim insanların ilhamı neden dışarıdan gelen bir şey gibi gördüğünü
• Şairler, şamanlar, vahiy ve ilham fikrinin zihinsel deneyimle ilişkisini
• Jung’un kolektif bilinçdışı düşüncesini
• Ortak semboller, rüyalar ve arketipler meselesini
• Meditasyon, farkındalık ve “ben” dediğimiz şeyin ne olabileceğini
• Düşünceler susarsa geriye ne kaldığını
• Bilincin yalnızca beyinde mi üretildiğini yoksa daha geniş bir alanla ilişkili olup olamayacağını konuşuyoruz.

Bu video size kesin bir cevap vermiyor. Ama insanın en yakınındaki ve belki de en büyük gizemi araştırıyor:

Şu an bu soruyu düşünen gerçekten kim?
 

Geri
Üst