Sürecin bu noktaya gelmesinin ve cezai yaptırımların uygulanmasının / netleşmesinin yavaş yürümesinin arkasında şu kritik etkenler bulunuyor: "İptal" ile "Askıya Alma" Arasındaki Hukuki Boşluk: Şirketler uluslararası anlaşmalarda projeyi tümüyle feshettiklerini (iptal ettiklerini) doğrudan söylemek yerine genellikle "askıya aldık" veya "erteledik" ifadesini kullanırlar. Bu hukuki bir taktiktir; çünkü "askıda" kelimesi, sözleşmenin tamamen yırtılıp atılmadığı, ilerleyen bir tarihte tekrar değerlendirilebileceği bahanesini yaratarak anında ağır cezai şartların ve tazminat davalarının devreye girmesini bir süre engeller veya yasal süreci uzatır. Sözleşmedeki Süre Tanımları ve İhtar Mekanizmaları: Devletler arası veya dev şirketlerle yapılan yatırım protokollerinde, taahhütlerin yerine getirilmediğinin hukuken kesinleşmesi için belirli ihlal sürelerinin dolması ve bakanlığın resmi ihtar süreçlerini tamamlaması gerekir. Yatırım süresi bittikten sonra denetimler ve yaptırım prosedürleri işletilir. Uluslararası Ticaret ve Diplomatik Denge: Türkiye, Çin ile olan genel ticari ilişkileri, ithalat kotaları ve olası diplomatik misillemeleri göz önünde bulundurarak adımları sırayla atmaktadır. Ancak fabrika yatırımından vazgeçildiği netleştiği için, gümrük vergisi muafiyetlerinin kaldırılması ve caydırıcı mali yaptırımların (tedbirlerin) uygulanması yönündeki baskılar en üst seviyeye çıkmış durumdadır.